13 Mart 2015 Cuma

Süper Dadı ile Süper Bir Söyleşi (Pedagog Gözde Erdoğan)


Süper Dadı Eskişehir'de

Veee beklenen buluşma gerçekleşti. Gözde Hanım, Nam-ı Diğer Süper Dadı ile tanışma fırsatım oldu bugün. Nasıl samimi, nasıl sevecen biri olduğunu anlatamam size. Aramızdaki diyalogdan bir kuple;

Ben: 14 aylık bir bebeğim var.
Süper Dadı: Bebek mi? 1 yaşını geçmiş ve sen ona bebek mi diyorsun!?!?!?
Ben: Ay evet, aslında dememem lazım dimi?
Süper Dadı: E yani, yürümüyor mu artık, neredeyse konuşacak? :)

Aslında yazıma başlamadan önce, kendisini bizimle buluşturan ve beni son bir sene de olsa üniversite sınavlarına bomba gibi yetiştiren Atayurt Okullarına bir teşekkürüm var. En çok da bu etkinlikten beni haberdar eden ve Süper Dadı ile bizzat tanışmama vesile olan sevgili arkadaşım Av. Ayşe Gündoğan Uslu'ya sonsuz teşekkürler.

Ha bu arada minik de bir misafirimiz vardı:) En genç katılımcımız, o da arada agularıyla katıldı bize, yerimm:) Maşallah diyelim ama:)

Süper Dadı ve Batucum
Gözde Erdoğan'ı biraz daha yakından tanımak isteyenler için, tıklayın!

Nerden başladık biliyor musunuz? 

Değişimden, değişmekten...

Anne baba olarak önce kendimiz değişmeliyiz ki çocuğumuzu da değiştirebilelim. Bunlara tüm alışkanlıklar, rutinler, özel ve sosyal ilişkiler dahil.

İyi de değişimin kendi bile ne kadar zor bir kelime değil mi? En korktuğumuz şeyler arasında değil midir değişmek?

Bir de yargılamak... Süper dadı der ki, çocuklarınızı yargılamayın, önce kendinizi yargılayın. 

Çocuklarınızı yönetirken kışkırtmayın, cinsiyet ayrımı yapmayın, küçük diye korumacı, büyük diye baskılayıcı davranmayın.

Onlara kendilerini tanımaları için fırsat verin ama sınırları da belirleyin, kurallar koyun.

Yaptıran olun, dikte eden değil. 

Sorumluluk almalarına izin verin, sadece önünde durup da bunu bunu yap demeyin, önce gösterin, sonra arkasına geçin. Kendine güveni gelsin, bağımsız bireyler ancak böyle yetişebilir. Güven verin ve doğru zamanda da geri çekilin. Sadece ihtiyacı olduğu anda arkasında olduğunuzu bilsin... Der...

Ha bu arada dip not; 1-1,5 yaşlarında anne babayı taklide başlarlarmış ve kendi kendine yemek yeme dürtüsü de böyle başlarmış. Bizimkinin vakti geldi de geçiyor bile:)

Devam ediyorum, Süper Dadı'nın ağzından konuşmaya...

Ağzınızdan çıkanlarla davranışlarınız aynı olsun. Tutarlı olun.

Ve ona her zaman şunu diyin:
 - Seninle oyun oynamaktan çok keyif alıyorum... Ve sarılıp öpüp koklayın onları...

Çok güzel bir örnek verdi aslında, onu anlatmadan geçmeyeceğim. Kendi yeğeninden bahsetti, bu olay yaşandığında sadece 4 yaşındaymış Yeğeni Doğu...

 Halası (Süper Dadı) onunla bir yandan oyun oynarken, bir yandan da anneleri ile muhabbet ediyormuş. Bir olmuş, iki olmuş ve yeğeni artık patlamış: -Ama sen benimle oynamıyorsun diye sinirlenmiş. Ve ardından gelen laf:  Senin şu sevimli hallerin de olmasaydı, sana çok kızacaktım!

Kıssadan hisse; der ki dadımız; " Çocuğun hayatında kredi istiyorsan, onu gördüğün her an heyecanlan ve bunu ona hissettir!"
  
Gözde Hanımcım der ki, yeğenime gittiğim her gün, merdivenleri sakin sakin çıktığımı bilmem, hep koşa koşa çıkarım. Onu görünce heyecanlanırım ve hep onunla aynı seviyede konuşurum. (Göz hizasında)

Süper Dadı Taktikler:)

Bu yukarıdaki sihirli cümlelerin çıktısını alıp gözümün önünde bir yere asasım var ne yalan söyliyeyim. Çünkü günün koşturmacasında bazen, belki de çoğu zaman atlıyoruz bazı şeyleri.

Özellikle çocuklar birşey konusunda ısrarcı olduklarında ve hatta ısrarların sonunda deli gibi ağlamaya başladıklarında dadımız der ki, çömelin ve bekleyin, e bu sihirli cümleyi de kurun:
 -Sakinleşene kadar seni bekliyorum. Ama bu cümle öyle tehditkar olmasın haa:) Anladınız siz onu;)

Süper Dadı iş başında
Kendimizi de bir düşünsek ya. Annemizin bizi kızdırmak için dahi olsa kıyaslama yaptığı durumları, bizi daha da baştan çıkarıp kışkırtmıyor muydu? Ee o zaman kıyaslamayalım, örnek almasını sağlayalım. Önyargı yok, suçlama hiç yok. 


İşte en çok dikkatimi çeken slayt da bu yukarıdaki... 

TUTTURMA: Bir şeyi iki kereden fazla söylemeyin, sizin tutturmalarınız ilerde başka bir örnekte çocuğunuzun tutturmasına neden olur çünkü. 

İNATLAŞMA: Hadi bakalım, el mi yaman bey mi yaman hesabı. Tutturmadaki aynı şey geçerli.

ETİKETLEME: En tehlikelisi, ne yapmıyoruz, çocuklarımızı etiketlemiyoruz.

YALVARMA

ISRAR

----------------------------

E hadi bir yerden başlamak lazım. Mesela ben, eve dönerken daha bir heyecan duydum bugün, İpek'imi görür görmez öptüm kokladım onu. Şakalaştık biraz, oyun oynadık. Bu sefer her zamankinden çok daha fazlaydım oyunun içinde. Sn. Pedagog Gözde Erdoğan'a buradan tekrar sevgiler... Farkındalığımı arttırdınız bugün, teşekkürler...


Bu güzel günün anısına...
Süper Dadı (Pedagog Gözde Erdoğan)




Sevgiyle kalın...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...